Tarihçe

GERİ

Tarihçe

Tarihçe

İlk insanların topraklarında ;

Agros'tan Agrai'ye Agrai'den ATABEY'e

İnsanoğlunun sonu yazılmamış yaradışış öyküsünde , tarih öncesi döneme ait insanların yaşadığı bir bölgenin yaşayanı olmak, belki de ayrıcalığımız..

19.yüzyıldan günümüze değin birçok jeolog (yerbilim uzmanı) ve antropolog(insanbilim uzmanı)tarafından yapılan incalemeler sonucu ,belediyemiz sınırları içerisinde yer alan Atabey bölgesinde tarihöncesi insanların yaşadıkları ortaya çıkarılmıştır..

Çeşitli inceleme ve araştırmalarda görüldüğü gibi, insanoğlu yaşamını idame ettirmek için göl, ormanlık ve verimli alanları tercih etmiştir.. Atabey Ovası da bunlardan biridir.. Bu nedenledir ki bilinen 5000 yıllık bir tarihi geçmişi bulunan Atabey; Hititler, İyonlar, Selefler, Romalılar, Bizanslılar, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olma özelliği ile o dönemlere ait izleri günümüze kadar taşımıştır..
İlk çağlardan bugünlere ilçemiz; Argos, Agros, Agrae, Agrai, Agpia, Ağrasa, Ağras ve Agrus; 1921'den itibaren de "Atabey" isimleri ile anıla gelmiştir.. Fakat halen daha halk arasında Ağras ismi yaygın olarak kullanılmaktadır..
Kısaca Atabey (Agrai), Bayat (Seleukia Sidera) ve Göndürlü'nün Osmanlılar zamanına kadar olan tarihçesini, burada hüküm sürdüren medeniyetlerin ve devletlerin başlıkları ile dönem dönem incele- meye tabi tutalım..
Anadolu; coğrafik yapısı nedeniyle, ilk çağlardan itibaren bir çok kavimin istilasına uğramış, uğruna bir çok savaşlar verilmiş çok önemli merkezlerden bir tanesidir.. Bu özellikleri nedeniylede bir çok halkı, ülkeyi ve imparatorlukları üzerinde barındırmıştır.. Atabey'de bir Anadolu şehridir ve tüm Anadolu da bulunan mozaiğin aynısı Atabey'de bulunmaktadır..
5000 yıllık tarihi bir geçmişe sahip olan Atabey; Hitit, İyon, Selefkos, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olma özelliğini korumuş ve o dönemlere ait izleri günümüze kadar taşıyabilmiştir..
İlçemizde yapılan arkeolojik ve antropolojik kazılar, araştırmalar ve en önemli araştırmalardan birisi olan Merhum Araştırmacı Yazar Mahmut KIYICI hocamızın Atabey tarihi hakkında uzun yıllar yapmış olduğu ve GÖLTAŞ A.Ş. tarafından yayımlanan "ÇEVRE TARİHİ İÇİNDE ATABEY VE İZ BIRAKAN- LAR" adlı eseri bizlere bu çalışmalarımızda kılavuz olmuş ve ufkumuzu aydınlatmıştır.. Kendilerine bu nedenlerden dolayı müteşekkiriz..
Anadolu bugün olduğu gibi eski çağda da coğrafi bölgelere ayrılmıştı ve bu bölgeler, bölgenin yerli halkının adıyla anılmaktaydı. Bu gün Atabey'in içinde yer aldığı ve Göller Yöresi olarak anılan bölgenin adı "PİSİDİA" idi. Şimdi kısaca bu bölge ve Atabey'de yaşamış olan halkların tarihçesine bir göz atalım..

ANTİK ÇAĞDAN KOPAN GÜNEŞ PARÇASI ATABEY;
YÜREKLERİ ISITMAYA DEVAM EDİYOR..


HİTİTLER ve FRİGLER DÖNEMİNDE ATABEY'İMİZ
Agros; MÖ 1900-1200 tarihlerinde Hititler ile MÖ 1200 - 696 tarihleri arasında da Frigler'in egemenliğinde kalmıştır..


İYONLAR DÖNEMİNDE ATABEY'İMİZ
Yunanistan'ın güneyindeki Mora Yarımadası'nda Nauplia Körfezi (veya Argolit) yakınında Argos ve buranın güneyinde Isparta isimli tarihi antik kentler bulunmaktadır.Sözü edilen kentlerden bölgemize (MÖ900-800)yıllarında veya daha önce göç eden İyonlar ,yeni vatanlarında ,anavatan anılarını yaşatmak için  Mora'dakine simetrik olarak Argos ve Baris (Isparta) şehirlerini kurmuşlardır..


LİDYALILAR DÖNEMİNDE ATABEY'İMİZ
MÖ 587'de Lidya Devleti kuruldu.. Kral Alyot ülkesinin sınırlarını Kızılırmak'a kadar genişletti.. Buarada Psidya'y Ida hakimiyeti altına aldı.. Ancak Atabey'in bağlı olduğu Psidya Bölgesi içişlerinde özerk, dışişlerinde ise Lidya Krallığı'na bağlı idi.. Bu dönem MÖ 546'da sona erdi..


PERSLER DÖNEMİNDE ATABEY'İMİZ
MÖ 546'da Lidya Kralı Krezüs (Kroisos) Pers Kral Kurus ile savaşarak yenildi.. Böylelikle Psidya Bölgesi tümü ile Perslerin yönetimine geçmiş oldu..


BÜYÜK İSKENDER (MAKEDONYA) DÖNEMİNDE ATABEYİMİZ
Makedonya Kralı II. Filip'in MÖ 336 yılında vefatı üzerine 20 yaşındaki oğlu Büyük İskender tahta oturdu.. İskender önce Makedonya'nın batısını ele geçirdi.. Sonra güneye inerek ayaklanan Yunanlılar bastırdı ve Helen Birliğini kurdu.. Ardından birliğe başkomutan seçilen İskender, büyük bir ordu topla yarak Çanakkale Boğazı'ndan Anadolu topraklarına geçti.. Anadolu'ya girdikten hemen sonra Perslerle savaştı ve onları bozguna uğratarak hızla güneye yöneldi.. MÖ 334 yılında meydana gelen bu olay net cesinde Büyük İskender'in ordusu hızla ilerleyişini sürdürerek Batı Anadolu'da egemenlik sağlamaya ve tek söz sahibi olmaya başladı.. Daha sonraları ise Antalya bölgesine geçerek, Side, Perge, Aspendos ve Sagalassos ile daha birçok önemli kenti fetheden Büyük İskender kuzeye yönelerek ilerleyişin
Psidya'ya doğru sürdürdü..

 

ROMALILAR DÖNEMİNDE ATABEY'İMİZ
Atabey'de Roma Dönemine ait elle tutulur somut bir kalıntı yoktur.. Ancak gün yüzüne çıkmamış ve toprak altında olduğu bilinen buluntuların varlığı kuşkusuzdur.. Yapılan araştırmalardan anlaşıldığı kadarıyla, bu eserler daha çok kitabe ve rölyef şeklindedir.. O dönemde kullanılan lisan olan Grekçe ile yazıldığı bilinen kitabe ve rölyef kalıntılarının bazıları hem Helenistik hem de Roma kültüründe yer alan, özellikle mitoloji ve diğer konuları içeren bilgileri yansıtmaktadırlar..


BİZANS DÖNEMİNDE ATABEY'İMİZ
Dördüncü yüzyıl sonralarında Roma İmparatorluğu Avrupa, Asya ve Afrika'da çok geniş bir sahaya yayılmış bulunuyordu.. Dolayısıyla tek merkezden yönetilmesi güçleşmişti.. Bu nedenledir ki, imparator Teodesius sağlığında, imparatorluğunu iki oğlu, Akradius ve Honorius arasında doğu ve batı imparator- lukları olmak üzere bölüştürdü.. Kendisi vefat edince bu bölünme gerçekleşti ve Doğu Roma İmpara- torluğu yani Bizans Akradius'un komutasında kaldı..
Atabey'de Bizans Dönemine ait olan üç adet kilise Selçuklu döneminde Atabey'in Mahallesi konu- mundaki İslamköy'de idi.. Bunlardan biri 16. yüzyıl ortalarında burada yaşayan Hıristiyan nüfusun Isparta'ya göç etmesinden sonra Kanuni Sultan Süleyman'ın damadı Sadrazam Rüstem Paşa tarafın- dan camiye dönüştürülerek Müslüman halkın ibadetine açılmıştır.. Diğer ikisi de bir zaman sonra yıkılmıştır..
Nitekim açık bir şehir olan Agrae (Atabey), Selçuklulara geçtiği dönemde 13 mahalleden oluşmuş bir kasaba halinde bulunuyordu..

 

SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE ATABEY'İMİZ

Atabey'imiz 1205 yılında I. Giyaseddin Keyhüsrev'in başkomutanı, bölge fatihi Mübarizeddin Ertokuş tarafından Bizanslılardan alınarak nihayet Türk egemenliğine girmiş bulunmaktadır.. Atabey'in Selçuklular Dönemini incelemeden önce "ATABEY" isminin nereden geldiğine bakacak olursak; iki nedeninin olduğunu görmüş oluruz.. Bunlardan birincisi Selçuklu sultanları tarafından vilayet veya bölgelerde devlet işlerini yönetmek için tam yetki verilen vezir ya da beylere, ikincisi Selçuklu sultanlarının ileri de tahta geçecek olan şehzadelerini yetiştirmek üzere devlet işlerini çok iyi bilen eğiticilere verilen ünvanlardır.. Atabey'in fatihi Mübarizeddin Ertokuş Gazi'nin bölgenin subaşısı olduğu da göz önünde bulundurulursa bu kentin isminin birinci nedenden kaynaklandığı aşikardır. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk'ün 3 Mart 1930 tarihinde Kuleönü tren istasyonundan geçerken Atabey'i işaret ederek yanında bulunanlara "Atabey, Selçukluların kumandanlarına verdiği unvandır" demesi de "Atabey" isminin bu kaynaktan geldiğini kesinleştirmektedir.. Selçuklulardan yadigar kalan İsimlerden müteşekkil mahallelerimizi de şöyle sıralayabiliriz: Cami, Alaca, Sökmen, Zeyneddin, Yunus Halife, Sohrap, Sinan, Pazar, Onaç, Akkoca ve Çomakçı..Ertokuş daha sonra I. Giyasettin Keyhüsrev'in komutanı olarak Antalya havzasını fethetti ve 1207 yılında Antalya Subaşılığına atandı..
1224 yılında Atabey de bir medrese, Gelendost da bir kervansaray ve Antalya da bir cami yaptırdı.. Moğol istilalarından sonra Anadolu Selçuklu Devleti çok zayıflamıştı.. Bundan yararlanan Uç Beyleri bağımsızlıklarını ilan ettiler.. 1300 yılında da Göller Bölgesi'nde Hamitoğulları Beyliği kuruldu ve Uluborlu'yu başkent ilan ettiler.. Ancak 1423 yılında Osmanlı akını ile Hamitoğulları Beyliği tarih sayfasından silindi ve Atabey için yeni bir dönemin kapıları açılmış oldu..

 

OSMANLI DÖNEMİNDE ATABEY'İMİZ
Selçuklular döneminde bayındır bir ilin merkezi haline getirilen Atabey Osmanlılar Döneminde de devlet tarafından büyük ve gerekli bir alaka görmeye devam etmiştir.. Selçuklular Döneminde mahallelere ilave olarak Haraplar, Koyaklar, Gezirler, Ebçem, Çakıcı, Emet Paşa ve Altunba isminde sekiz mahalle daha eklenmiş ve böylece Atabey'in mahalle sayısı yirmi bir olmuştur.. O tarihlerde nüfusu 9 bin civarında olan Atabey merkez nüfusu ile karşılaştırıldığında popülasyonunun ciddi anlamda yoğun olduğu dikkati çekmektedir..
Atabey halkı bu dönemde ipek dokumacılığı, dokumacılık ve sanatsal faaliyetlerde hayli mesafe kat etmiş durumda idi.. Ayrıca bu dönemde Ertokuş Medresesi'nin etkisi ile ilim alanındaki gelişmelerde çok belirgindir.. Nitekim Ayasluğ Çelebisi Molla Muhammed Hocazade Musluhiddin Molla Ayas, Yakub Hamidi, Küçük Taceddin, Molla Şemsettin, Gazali gibi Osmanlı Döneminin pek çok ünlü bilgini Atabey de Müderrislik (Profesörlük) yapmışlardır..
Atabey ekonomik olarak da bu dönemde hayli ilerlemiştir.. Katip Çelebi Cihannüma adlı eserinde Atabey'den "Agros namı diğer Agrasa bir ova da vakidir.. Ahalisi ehli sanat ve bezirgandır.." diyerek Atabey'in o devirdeki sosyo-ekonomik durumuna gerçek bir bakış açısı katarak tercüman olmuştur..
Ancak daha sonra baş gösteren Celali İsyanları, kuraklık ve kıtlık, salgın hastalıklar, eğitimdeki gerileme, makileşmeye paralel olarak el sanatlarının unutulmaya ve azalmaya yüz tutması gibi sebeplerden halk göç etmeye başlamış ve nüfus süratle azalmıştır.. Ayrıca tütün tarımının gelişmesi diğer el sanatlarına olan ilgiyi yok etmiştir.. Ve sanatkâr halk diğer bölgelere göç etmek zorunda kalmıştır..
1868 senesinde Agros Kütahya'ya bağlı bir ilçe, 1870 yılında Senirkent'e bağlı bir köy ve 1908 yılında ise bucak olmuştur.. Böylelikle o tarihte belediye teşkilatı kurulmuştur.. 1921 tarihinde TBMM'ne verilen bir önerge neticesinde Agros'taki medreseyi kuran büyük Selçuklu Komutanı Atabey Ertokuş Gazi'ye bir şükran borcu olarak kentin ismi Atabey olarak değiştirilmiştir..